Ana Sayfa Kültür & Sanat 1 Aralık 2020 191 Görüntüleme

Ozan Engin Sürel ile Portre Fotoğrafçılığına Dair Röportaj

Mr & Mrs Dergisi okuyucuları için Ozan Engin Sürel ile ilk çektiği fotoğraftan, profesyonellik dönemine uzanan harika bir röportaj hazırladık.

Bir hobi olarak ilgilendiği konularda kendini geliştirme konusunda isteği olanların önünde pek çok kurs ve seminer seçeneği var artık. Fotoğrafçılığı hobi olarak seçmiş olanlarsa bunu daha ziyade açık havada yapma konusunda bir tercihte bulunuyor. Tıpkı Portre Fotoğrafçısı Ozan Engin Sürel gibi.

Mr & Mrs Dergisi okuyucuları için Ozan Engin Sürel ile ilk çektiği fotoğraftan, profesyonellik dönemine uzanan harika bir röportaj hazırladık.

– Öncelikle bize kendinizden biraz bahseder misiniz? Ozan Engin Sürel kimdir?

Ozan Engin Sürel: Uluslararası bir şirkette yönetici olarak çalışıyorum. Mümkün olan her boş vaktimde , fotoğraf makinem , ailem ve köpeğim ile ilgileniyorum. Epey ileri bir hobi olan portre fotoğrafçılığı ile ilgili zaman zaman bazı okullardan davet alıyor ve eğitimler veriyorum. 4 uluslararası ödülüm var, koyu bir beşiktaş taraftarı ve portre fotoğraf aşığıyım.

– Fotoğraf çekmeye nasıl başladınız? İlk fotoğraf makinanız hangisiydi?

Ozan Engin Sürel: Bundan yaklaşık 10 yıl önce, İzmir’de yol kenarında gördüğüm 2 çocuğun fotoğrafını çekememenin acısına dayanamayarak bir fotoğraf makinesi satın aldım ve yanlış hatırlamıyorsam Canon marka bir makineydi. Macera böyle başladı.

– Portre Fotoğrafçılığına merakınız ne zaman başladı?

Ozan Engin Sürel: İlk fotoğraf çekmeye başladığım zamanlar, oğlumun fotoğrafları ve neredeyse her zaman manzara fotoğrafları çekiyordum. Çektiğim fotoğraflar herkes için güzel olsa da, beni tatmin etmiyordu. Birkaç yıl manzara çektikten sonra, bir arkadaşımla kuş fotoğrafları çekmek için İzmir Mavişehir’de balıkçı barınağına gittik. Günün ilerleyen saatlerinde çok yorulduk ve birkaç balıkçı ile sohbet etmeye başladık. Hikayeleri inanılmazdı. Yaşadıkları şeyler, hayat tecrübeleri ve görünenin ötesinde olan hayatları beni çok etkiledi. O an farkettim ki, yaşadıkları her bir gün yüzlerine yansımıştı.. Acı günler de , mutlu günler de. Ve ilk gerçek portre fotoğrafımı çektim. Sonrasında ise, içinde hikaye barındırmayan bir fotoğraf çekemez oldum.

– İlk fotoğrafınızı ve onun hikayesini sizden dinlemek isteriz.

Ozan Engin Sürel: İlk fotoğrafım, fotoğraf makinemi aldığım akşam evde çektiğim, oğlumun oyuncaklarından biriydi. Bir sanat eseri ortaya çıkacağını düşünerek, güzel bir kompozisyon hazırladım ve fotoğrafı çektim. Sonuç tam bir felaketti.. Patlamış ışıktan, oyuncağın ne olduğu bile belli olmuyordu. Oyuncak duruyor, fotoğrafı sildim.

– Fotoğraflarınızda insan öğesini ve insana dair anlatımı görebiliyoruz. Size göre insan neden fotoğrafı çekilmesi gereken bir obje/varlıktır?

Ozan Engin Sürel: Portre fotoğrafçılığının da kendi içinde türleri var. Güzel giyinmiş bir model de çekebilirsin, bir sokak çocuğuda. Ben genellikle, sosyal statüsü olmayan, gözlerine baktığınızda yüzündeki çizgileri incelediğinizde hikayesini anlayabileceğiniz insanları çekmeye çalışıyorum. Bunun sebebi ise  insanların yolda yürürken görmezden gelerek yanından geçip gittiği insanların bu toplumda var olduklarını en azından beni takip edenlere yeniden hatırlatmak. Bizim her gün görmezden geldiğimiz çok acı, çok tatlı, çok derin bir sürü hayat var bizimle yaşayan.

– Fotoğraflarınızda kompozisyonu çok etkin kullandığınızı görüyoruz. Fotoğraflarınızı çekmeden önce bir hazırlık süreciniz var mı? Yoksa sadece anı mı yakalıyorsunuz? Bu konuda yeni başlayanlara tavsiyeleriniz olabilir mi?

Ozan Engin Sürel: Elime makinamı alıp çekime çıktığımda, en önemli hazırlığım yeni insanlarla tanışmak. Sonrasında uzunca sohbet ediyorum genellikle. O, kimsenin duymadığı, yok saydığı hikayesini anlatmasını bekliyorum. Eğer beni kendine yakın hissederse anlatıyor ve sonrasında da genellikle 1 ya da 2 poz çekim yapıyorum bu kadar. Hem ben, hem fotoğrafını çekeceğim insan aynı anda, aynı hikayenin içinde olabilirsek ortaya gerçek bir portre fotoğraf çıkıyor. Eğer amatör ya da profesyonel bir modelle çalışacaksam, genellikle gün ışığı ve reflektör kullanıyorum.

– Fotoğraflarınızı sergilemek üzere internet üzerinde kullandığınız belirli siteler var mı? Fotoğraflarınızı sosyal medyada paylaşıyor musunuz? Veya sosyal ağlarda aktif birisi misiniz?

Ozan Engin Sürel: Sosyal ağlarda çok aktif olmasam da, portreavcisi kullanıcı adıyla bir instagram sayfam var. Sosyal ağlar tehlikeli , bir örnek vermek istiyorum. Uluslararası ödül almış bir fotoğrafım için, instagramda epey bilinen fotoğrafçı ustalarımızdan biri kötü demiş ve eleştirmişti. Ya da tam aksine, yeni başlamış ve normal olarak hatalar yapan bazı insanlar için öyle sahte yorumlar geliyor ki, insanlar ustalaştıklarını düşünerek kendilerini geliştirmiyorlar.

– Beğendiğiniz veya tarzını sevdiğiniz/esinlendiğiniz amatör ya da profesyonel fotoğrafçılar var mı? Varsa bizimle paylaşmak ister misiniz?

Ozan Engin Sürel: Lee Jeffries. Ve Koray Birand.

– Fotoğraflarınızı üretirken kullandığınız kamera ve ekipmanları bizimle paylaşır mısınız?

Ozan Engin Sürel: Genellikle 50mm ya da 24-70mm lens ile çalışıyorum. Nikon DSLR fotoğraf makinesi kullanıyorum fakat şu sıralar aynasız bir makineye geçebilirim. Nadiren de olsa, tripod kullanıyorum. Ne ile çektiğiniz değil, sizin kim olduğunuz ve ne çektiğiniz en önemli olan. Cep telefonu ile çekilmiş ve dünyanın önemli moda dergilerinde yayına girmiş bir çok fotoğraf var.

– Fotoğraf çekmeye ilgi duyan ve bu röportajı takip edenler için ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Ozan Engin Sürel: Klasiklerden vazgeçsinler. Türkiye’de, bir köy evinde, camın önüne oturtulmuş 2 yaşlı insan fotoğrafı her yerde derece alır. Hele biraz da mısır koçanı eklerseniz kompozisyona, herkes beğenir. Önemli olan birilerinin beğenmesi mi, yoksa gerçekten fotoğraf çekerken kendi ruhunu tatmin etmek mi? Bu sorunun cevabı çok önemli. Mükemmel fotoğraf makinası yoktur, makinam kötü bahanesi de kimseyi geliştirmez. Fotoğraf makinası olmayanlar da cep telefonu ile çeksinler ama vazgeçmesinler ve üretsinler.

– Son olarak bizim sormayı unuttuğumuz ama sizin anlatmak istediklerinizi duymak isteriz.

Ozan Engin Sürel: Teşekkür ederim.

Yorumlar

Tema Tasarım | Osgaka.com